Syd Barrett Fotoğrafları Açık Arttırmada. PDF Yazdır e-Posta
persus tarafından yazıldı   

Syd Barrett'ın bazı özel fotoğrafları, açık artırmayla satılacak.


Pink Floyd
'un unutulmaz üyelerinden Barrett'ın ünlü fotoğrafçı Mick Rock tarafından Londra'daki evinde çekilen fotoğrafları, açık artırmada. Fotoğraflar, Syd Barrett'ın hastalığı sırasında ve 1970 yılında çıkardığı solo albümü The Madcap Laughs için çekilen görüntülerden oluşuyor.


Açık artırma, 21 Kasım'da Londra - Phillips de Pury'de gerçekleşecek.


Roger Keith Barrett...

Ya da herkesin bildiği adıyla Syd Barrett.. Rolling Stones hayranı bu genç adamın gruptaki serüveni kısa sürmüş olsa da grup üzerinde büyük bir etki bırakmıştır ve Pink Floyd ile özdeşleşen Psychedelic rock'ın temellerinin atılmasında rolü büyük olmuştur.

 

Çoculuk döneminde okulunda daima başarılı ve popüler olan Syd'in müziğe olan büyük ilgisini keşfeden ilk kişi babası oldu. Babası Syd'in müziğe olan ilgisine kayıtsız kalmayıp bir gitar almış ve o'nu cesaretlendirmişti. 14 yaşında babasını kaybettiğinde ise çok büyük bir travma geçirmişti bu genç adam. Bu dönemde ilk bestelerini yapmaya başlayan Syd ileride grup arkadaşı olacağı ve yerini bırakacağı David Gilmour ile beraber büyüdüler.

 

"Lise yıllarında vaktinin çoğunu liseden arkadaşı Roger Waters'la geçiriyor, burs paralarını barlarda harcıyarak, geceleri motor yarıştırarak, uyuşturucu ve seks için eve kapanarak geçiriyordu." Daha önce adı sigma 6 olan grubunun adını hayranı oldugu Pink Anderson ve Floyd Council adlı iki blues müzisyeninden etkilenerek Pink Floyd olarak değiştirmişti.

 

Pink Floyd böyle doğmuştu.

 

 

Syd gitar, Roger Water bas, aynı liseden arkadaşları Rick Wright klavye çalıyor, Nick Mason ise davul koltuğunda oturuyordu. "Syd Barrett kendine has slide tekniği ve kaydedilen seslere verdiği efektler, konser sırasında arkada gösterilen yeni renk oyunlarıyla psychedelic müzik kavramını yaratmış, grubun tanınmasını sağlayan single'lar Arnold Layne ve See Emily Play eserlere imzasını atmıştı. "


Pink Floyd'un ilk albümü olan The Piper At The Gates Of Dawn'da bir şarkı dışında bütün şarkıları da o yazmıştı. Şarkı sözlerinde uyuşturucunun etkisinden dolayı hayali şeylerden bahsetmiştir. Astronomy Domine'de gökyüzündeki gezengenlerden bahsederken Chapter 24'te mistik öğeler ve büyülerden bahsetmiş. Syd'in çocuksu yüzü sevgilisine bisikletini ödünç vermekten bahsettiği Bike, kedisi Lucifer Sam, cüceler ve korkuluklar hakkında yazdığı şarkılarda ortaya çıkmıştı. Uyuşturucu etkisinde yazdığı şarkılara baktığımızda ise ilk versiyonu dakikalarca aynı melodi üstüne kurulu Interstellar Overdrive, bir konserden sonra gördüğü hayali bir kız hakkındaki See Emily Play ve uyuşturucu sarmayı anlattığı için yasaklanan Candy And A Current Bun'ü görürüz.


Syd bir müzik dahisiydi ama fazla uçmaya başlamıştı, güne kahvesine acid atarak başlıyor günde en az 3-4 kere tribe giriyordu. Cromwell yolu üzerinde harabe bir evde pink ve floyd adında kedileri ve bir sürü insanla yaşıyordu. A Saucerful Of Secrets`ta 2 şarkıda grupla çalan Syd, artık uyuşturucunun etkisine iyice girmiş  konserlerde sadece tek akora basıyor ve bütün konser boyunca tribe girmesi gibi birçok sorun yüzünden önce şarkı sözü yazarı olarak anlaşma yapar ancak daha sonra gruptan tamamen ayrılır.


Annesi Syd'i bir sanatoryuma yatırır ve 8 yıl boyunca burada yaşar. Syd 8 yıl boyunca zamanın büyük bölmünü tv başında şişmanlayarak geçirirken, Pink Floyd büyük bir şöhret yakaladı. Pink Floyd üyeleri ile Syd bu süre boyunca görüşmedi. Ta ki "Wish You Were Here" albümünün kaydına kadar.

 

Bu buluşmanın öyküsünü Can Dündar'ın kaleminden okuyalım.

 

"1975'te yeni bir albüm için Abbey Road stüdyosuna girdiklerinde tuhaf bir şey oldu. Hep önce müziği yapıp, sonra üzerine söz yazdıkları halde bu kez David'in hüzünlü gitar solosunu duyan Roger, Syd için bir şarkı yazmak istedi "Keşke burada olsaydın" döküldü dilinden...


Sonrasını Rick Wright anlatıyor:

"Stüdyoya geldiğimde kanepede şişman, iri yarı, kel bir adam oturuyordu. Miksaj masasında çalışmaya başladık. Roger'e adamın kim olduğunu sordum, bilmediğini söyledi. 45 dakika sonra aniden bu adamın Syd Barrett olduğunu fark ettim. Yıllardır onu görmemiştik ve tam kendisi için yazılan bir parçanın vokallerini kaydederken çıkagelmişti. Dişlerini fırçalayıp yanımıza geldi:


'- Peki ben gitar kayıtlarını ne zaman yapıyorum?' diye sordu.

'- Üzgünüz Syd, gitar kayıtları yapıldı' dedik."


Roger Waters ise o günü şöyle hatırlıyor:


"Karşımda iri, şişman, delirmiş bir adam vardı. Üstelik tam 'Keşke burada olsaydın'ı kaydederken gelmişti. Gözyaşlarımı tutamadım. Syd tutkulu insanların yok oluşunun en uç noktasını simgeler. Modern hayatın hüznüyle ancak böyle baş edebiliyordu"


Gruptan ayrıldıktan sonra iki kez solo albüm çalışması yapan Syd, müzik kariyerine son vererek inzivaya çekilmiştir. Artık gerçek adı Roger'ı kullanıyor, müzikten sonra kendisini resim yapmaya adıyordu. İzini kaybettiren Syd 7 Temmuz 2006 günü 60 yaşında iken, Cambridge'deki evinde pankreas kanseri sonucu hayatını kaybetti.

 

Yorumlar  

 
0 #1 gaga 2009-12-10 18:27 iyiymiş valla. Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile